Lila Düşler Tiyatrosu

Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu

Anaokulu için kısa oyun

Yazar croplatform Nisan 24, 2007

Bu kısa oyunu ilk kez 1992 senesinde adını “Küçük Kuklacılar” koyduğum oyunumda geniş geniş kaleme almıştım. Özellikle okul veya yuva korkusu yaşayan çocuklara ulaşmaya çalıştığım bir oyunumdu Küçük Kuklacılar. Ankara izdüşüm Tiyatrosu olarak onlarca yuvada-kreşte bu oyunu 7 sene boyunca sergileme şansı yakalamıştık.

 

İki kişilik oyunumuzda olaylar şöyle gelişiyordu:

 

Tüm kreş çocukları hayvanat bahçesine gitmiş, grip olan Selin okulda yanlız kalmıştır. Bu sırada okula yeni kaydolan bir çocuk evine gitmek isteğini ortalığı yıkarak duyura duyura öğretmen  (oyun sergilediğimiz okulun bir öğretmeni) tarafından odaya sokulur. Tanışma süreci sancılı da geçse sonunda arkadaş olan ikili diğerleri gelmeden birlikte bir şeyler yapmak isterler. Öğretmenin önerisiyle kukla yapmaya, geleceklere de oyun sergilemeye karar verirler.

 

Paylaşımların dostluğu, arkadaşlığı pekiştirdirdiği, kuru laf kalabalığı yerine iyi niyetle birlikteliklerin nerelere ulaşabileceği ve tabii ki okulun öneminin anlatıldığı bir oyun…

 

Yıllar sonra, başında bir işletmecinin değil de gerçek bir eğitimcinin, Muhabbet Oğuzcan‘ın olduğu Erenköy DEHA okulu için ele aldığım oyunu Anne ve Babalar çocuklarına sergilediler 23 Nisan dolayısıyla. Muhteşemdiler sahnede hepsini buradan kutluyorum.

 

İşte Küçük Kuklacılar‘dan bu yana değişen oyunun kısa tam metni:

 

Anaokulunda bir sınıf. Çocuklar uslu uslu oyunlar oynamaktadırlar. Serbest faaliyet saati. Resim yapan, araba süren, top oynayanlar… Bu sırada dışarıdan şımarıkça bir çocuk ağlama sesi duyulur.

 

Çocuklar şaşkın bakışırlar. Ses yaklaşır, öğretmen yanında okula yeni kayıt olmuş bir öğrenciyle girer. Öğrenci kendini yerden yere atmaktadır. Öğretmeni onu incitmeden zapt etmeye çalışmaktadır.

 

ÖĞRETMEN: Ceyda, dur yavaş kolun acıyacak. Yapma canım, annen kapıya kadar çıktı, hava alıp dönecek…

 

CEYDA: Yalan söylüyorsun, annem beni bıraktı gitti. Evime gitmek istiyorum ben…

 

ÖĞRETMEN: Yok çocuğum hiç yalan söyler miyim sana annen dışarıda.

 

Ceyda ağlar. Bu sırada ona bakan çocuklardan biri de ağlamaya başlar. Bu ağlama Meksika dalgası şeklinde yayılır. Öğretmen şaşkın.

 

ÖĞRETMEN: Çocuğum, yapmayın, bari siz ağlamayın, ay çıldıracağım, çocuklar…

 

Telefon çalar…

 

ÖĞRETMEN: Bir telefon eksikti. Bir yere ayrılmayın hemen geliyorum…

 

Öğretmen çıkar. Ceyda ve diğerleri bir süre daha komik ağlarlar. Sonra yorgun düşer susarlar. Bir süre bunun komiğini çıkarırlar. Öğretmen geri gelir.

 

ÖĞRETMEN: Hah, sustunuz mu çocuklar, iyi ağlamayın olur mu?

 

Ceyda başlar diğerleri onu izler, tekrar ağlarlar. Öğretmen çıldırmak üzeredir. Neyse, susarlar.

 

ÖĞRETMEN: Ceyda’cım bak bu yaptığın doğru değil. Burası senin okulun ikinci evin.

 

CEYDA: Burası benim evim değil. Ben evime gitmek istiyorum.

 

ÖĞRETMEN: Yapma Ceyda, bak burada oyuncaklar var, oynarsın onlarla.

 

CEYDA: Benim kendi oyuncaklarım var bunları ne yapayım?

 

ÖĞRETMEN: Tamam, peki buradaki çizgi filmlere ne dersin, televizyona?

 

CEYDA: Benim evde onlardan var.

 

ÖĞRETMEN: Peki ya arkadaş, arkadaşın var mı evinde?

 

CEYDA: Sokakta arkadaşlarım var benim. Orada olsam onlarla oynardım.

 

ÖĞRETMEN: Yani burada kalmak istemiyor musun?

 

CEYDA: Hayır istemiyorum.

 

ÖĞRETMEN: Madem öyle, annene gidip bunu söyleyeyim.

 

Öğretmen çıkar. Çocuklar bir süre yalnız kalırlar. Ceyda’ya bakarlar. Göz göze geldiklerinde Ceyda onlara sert bakar. Sonunda çocuklardan biri ona yaklaşır.

 

MURAT: Bak benim topum var.

 

CEYDA: E, ne olmuş, benim de evde var.

 

SİNAN: Bak benim arabam var.

 

CEYDA: İyi, içine gir de git başımdan.

 

SİNAN: Ben bunun içine giremem ki.

 

CEYDA: Onun içine giremiyorsan cebine sok o senin içine girsin.

 

MÜGE: Bak bebeğime.

 

CEYDA: Koca kafalı bir bebeğe niye bakayım ben.

 

MÜGE: Ama benim bebeğim koca kafalı değil ki.

 

CEYDA: Koca kafalı koca kafalı, senin gözlerin küçük ondan sana o kafa küçük geliyor.

 

SELİN: Bak…

 

CEYDA: Ay bu ne, bak bak bak… Bakmak istemiyorum, ben eve gitmek istiyorum.

 

SELİN: Tamam, bakma o zaman…

 

MÜGE: Ne olacak şimdi, Ceyda evine mi gidecek?

 

MURAT: Bırakalım gitsin bence.

 

SİNAN: Hiç olur mu? Bırakırsak, evine giderse okulda öğrendiklerimizi öğrenemez.

 

SELİN: Oyun da oynayamaz.

 

MURAT: Arkadaşı da olmaz çok.

 

MÜGE: Faaliyet de yapamaz.

 

MURAT: Peki ne yapacağız? Ceyda’yı bağlamayacağız herhalde?

 

SELİN: Bağlarız ama ben düğüm yapamıyorum, kaçar.

 

SİNAN: Siz bağlayın ben düğüm atayım. Ben ayakkabı bağlamasını öğrendim.

MÜGE: Saçmalamayın, Ceyda ayakkabı mı?

 

SELİN: Ceyda’nın boyu çok uzun, o bence ayakkabı değil çizme…

 

MURAT: Çizme bağlamayı bilen var mı?

 

SİNAN: Ben denerim.

 

MÜGE: Olmaz. Onu bağlayamayız. Onunla arkadaş olmalıyız.

 

MURAT: Nasıl olacak bu?

 

MÜGE: Yaklaşın, benim bir planım var!

 

Aralarında konuşurlar. Bundan sonrası doğaçla karışık eğlencedir. Ceyda’ya göstermek istedikleri oyuncakla çocuklar sırayla yaklaşırlar, çarparlar, takılırlar v.s. Ceyda onları başlangıçta çok kızgın kovalarken sona doğru eğlenmeye başlar. Eğlendiğini belli etmemeye çabalar.

 

Sonunda tüm çocuklar eğlenmeye başlayınca Ceyda onları kovalar. Güle oynaya koştururken Sinan takılarak düşer. Diğerleri de onun üzerine düşerler ve yerde kahkahalar atarlar. Bu sırada öğretmen girer.

 

ÖĞRETMEN: Evet, Ceyda ben… Aaaa neler oluyor burada, kavga mı ediyorsunuz?

 

Çocuklar suskun Ceyda’ya bakarlar.

 

CEYDA: Hayır öğretmenim, oynuyorduk.

 

ÖĞRETMEN: Aaa, Ceyda bana ilk defa öğretmenim dedi. Demek oynuyordunuz.

 

CEYDA: Evet….

 

ÖĞRETMEN: Güzel. Ama oyun buraya kadarmış, annen bekliyor. Seni eve götürecek.

 

Sessizlik olur. Ceyda ikileme düşer. Kapıya doğru gider, geri döner, bir türlü kapıdan çıkamaz.

 

CEYDA: Şey, çantamı unuttum. Aa, kalemim kalmış. Dışarıda hava soğuk galiba….!

 

Sonunda Ceyda öğretmenin elini tutar ve kapıya doğru giderler. Çocuklar merakla olacakları izlemektedirler.

 

SİNAN: Ne dersiniz, gidecek mi?

 

MÜGE: Boşuna uğraştık, arkadaş olamadık.

 

MURAT: Buraya kadarmış, ne yapalım!

 

SELİN: Bir arkadaşımızı kaybediyoruz, çok duygulandım, şimdi ağlayacağım.

 

Selin ağlamaya başlayınca diğerleri de daha önceki gibi ona katılırlar. Ceyda da kapıdan katılır, çıkamaz. Öğretmen şaşkın.

 

ÖĞRETMEN: Çocuklar ne oldu, neden ağlıyorsunuz, Ceyda sen neden ağlıyorsun?

 

CEYDA: Arkadaşlarım ağlıyor da ondan ağlıyorum öğretmenim.

 

ÖĞRETMEN: Takma kafana, az sonra evine gideceksin, orada seni ağlatacak bir şey olmaz.

 

CEYDA: Ama beni arkadaşlarım az önce çok güldürdü. Eğer eve gidersem ağlatacak arkadaşım olmayacağı gibi güldürecek arkadaşım da olmayacak.

 

ÖĞRETMEN: Yani bu durumda?

 

CEYDA: Ben karar verdim burada kalıyorum.

 

ÖĞRETMEN: Annene söyleyeyim o zaman. Bugün derslere giriyorsun, yarın da seni getirmesine gerek olmaz.

 

CEYDA: Hayır, ben bugün gitmiyorum, yarın da arkadaşlarıma ve okula geri geleceğim. Tamam mı?

 

ÇOCUKLAR: Tamam.

 

CEYDA: Çantamı bırakayım. Eşyalarımı bırakayım. Tamam. Arkadaşlar, öğretmenimiz gelmeden önce nerede kalmıştık?

 

MÜGE: Sen bizi kovalayıp üstümüze düşmüştün.

 

CEYDA: İyi, o zaman kaldığımız yerden devam edelim.

 

Kısa bir sessizliğin ardından Ceyda arkada çocuklar önde koşuşturma başlar.

 

ÖĞRETMEN: (DIŞARI SESLENİR) Ceyda’nın annesi, Ceyda burada kalmaya karar verdi. Yarın da yarından sonra da, her gün okula gelecekmiş. İsterseniz siz gidin, biz arkadaşları ve öğretmenleri Ceyda’ya çok iyi bakarız.

 

Sınıfa döner.

 

ÖĞRETMEN: Çocuklar yavaş, koşmayın, iyi tamam koşun ama bugünlük, öyle her gün güreş olmaz sınıfta. Siz neden bana bakıyorsunuz? Olmaz, hayır, imdaaaattt, öpmeyin beniii, imdaaatttt…

 

Çocuklar öğretmene saldırırlar, öperler, müzik. 

 

 

 

 

 

 

About these ads

16 Yanıt to “Anaokulu için kısa oyun”

  1. furkan demiş

    cok güzel bu aaaaaaaaaaaaaaabiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

  2. duygu demiş

    ayyyy…çok tatlıymış.
    güzelmiş komikk.

  3. meleksena demiş

    bu oyun çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook
    kısa canım

  4. meleksena demiş

    çok uzun ama güzel miş be

  5. sinem kobal demiş

    merhaba ben sinem kobal bu tiyatro anaokulları için çok iy elinize sağlık

  6. SAMİ demiş

    ÇOK KÖTÜDÜ hiç begen medim

  7. ünlü yazar ayşe kulin demiş

    gerçekten güzel br oyun hazırlamışsınız sizleri tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim.

  8. mert demiş

    aynen katılıyom hiç güzel degil yani çok kötü

  9. sevgi demiş

    haketende ççooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkk güzel diii
    beyenim AAAAAAAA ELERİNİZE SALIK bbbbbbbbbayyyyyyyyyyyyyyyy

  10. betül ay demiş

    çok güzel
    harika
    muhtaşem
    bunu planlıyanlar
    çok güzel
    yapmışlar

  11. OKTAY demiş

    siteniz için yeni oyun metinleri gerekli olursa yazılı kitaplarım ve netinlerim var.göndermem için bilginizi bekliyorum.oktay yıldız.
    http://www.sistemseslendirme@hotmail.com
    http://www.bursasanat@hotmail.com

  12. duygu demiş

    çok tam aradığım gibi bir oyunmuş gerçekten küçük çocuklara ii bir ders olur

  13. muhammed demiş

    ben kararsızım:))

  14. gül demiş

    slm

  15. gül demiş

    merhabalar ben oğluma tiyotro eğitimi aldırmak istiyorum ama daha yeni 6yaşına bastı buyaş tiyatro için uygunmu yoksa erkenmi

  16. ayşegül demiş

    merhabalar tiyatronuzu çok sevdim anaokulu öğrencileri için uygundur iyi günler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: