Lila Düşler Tiyatrosu

Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu

Nisan, 2007 için Arşiv

FİKRET TERZİ’NİN ÇOCUK TİYATROSU – Makale

Yazan: croplatform Nisan 28, 2007

FİKRET TERZİ’NİN ÇOCUK TİYATROSU ÜZERİNE YAPTIĞI BİR ETKİNLİĞİN İZLENİMLERİ…  Fikret Terzi, Türkiye’de çocuk tiyatrosu denince kuramlarıyla ve olguyu yaşamsal boyutta ciddiye alışıyla özgün, büyük bir usta. “Çocuk” alanında emek ve uğraş veren; anne-baba, eğitimci, işadamı/kadını, sivil toplum ve sosyal kurum-kuruluş görevli/gönüllüleri gibi akla gelebilecek herkesin mutlaka bilmesi gereken, bilmekle kalmayıp kuram ve görüşlerinden yararlanması gereken bir isim. “Tiyatrosuz büyüyemeyiz; ne çocuk ne yetişkin olarak”, “Çocukluğumuzu sanatsız, tiyatrosuz geçirmişsek eksik büyümüşüz demektir”, “Çocuk tiyatroya   izlemeye değil, oynamaya gelir” gibi kuramları öyle anlam yüklü ki, çocuğa bu denli saygı gösteren bir anlayışa rastlamak oldukça zor. Bizim için çocuk demek; bayramlarda eline şeker ve harçlık verilip yanağından makas alınan, yarım yamalak sözlerine eş-dost akraba meclisinde eğlencelik niyetine gülünen, “çok verince” şımaran, “az verince” ağlayan, bir türlü nasıl eğitileceğinin dengesi çözülemeyen ya da daha   kötüsü, bu konuların üzerinde hiç durulmayan bir “minik” anlamına geliyor çoğunlukla çünkü. Fikret Terzi’nin gerçekçi saptamalarıyla;  kültürümüzde “yetişkinin 5-10 numara küçültülmüş kopyası” olarak görülüyor, “büyümüş de küçülmüş” diye övünülüyor, “çocuk aklı-çocuk işi” diye yeriniliyor.  

Kızsa pembe, erkekse mavi cici elbiseler alıp zekalarıyla pek bir kıvandığımız çocuklarımızı  hafta sonları gezmelere götürebiliriz de, içlerinde bulundukları yaşam yıllarını psikolojik ve kültürel anlamda derinlemesine düşünmeyi bir türlü pek beceremeyiz. Pedagojik ve sanatsal eğitimlerinin, geleceğin ve bugünün ülkesine katkılarını pek fark edemeyiz. Tam bu noktada şöyle der Fikret Terzi: “Çocuk tiyatrosu geleceğin salt seyircisini değil; geleceği iyiden – güzelden yana değiştirecek kurucularını da yetiştirir.” Usta elbette buradaki öznede “işin doğrusundan” söz eder; yani “doğru çocuk tiyatrosundan”… Geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin evsahipliği yaptığı söyleşili atölye çalışmasındaki teması da işte tam buydu zaten: “Doğru Çocuk Tiyatrosunun Tanımı, İletisi, İçeriği, Biçimi Ne Olmalıdır? Çocuk Tiyatrosunda Oynayan ve Seyredenin Sorumluluğu Nedir?”  

 

 

 

 

Fikret Terzi ustanın “ustalığını” konuşturduğu bu etkinlik; çocuklar ve çocuklara saygı gösteren büyüklerin buluştuğu olağanüstü bir “eğlenerek fark etme” platformuydu. Panel masasındaki başkan ve salondakilere söz veren sözcüden; çocuk tiyatrosuna ilişkin doğruları ve yanlışları gösterenlere kadar herkes çocuktu; çünkü tüm çocuklar katılımcıydı. Sevgili veliler, çocuklarını ve çocuklarını iyiye yönlendiren ustayı hayranlıkla izlediler. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun Karagöz-Hacivat vb. karakterleri canlandırıldı, ustanın yeni kitaplaştırılan ve iki sezondur Ankara Devlet Tiyatrosu’nca sahnelenen “Gölgenin Canı” ve   Kocaeli Devlet Tiyatrosu’nca sahnelenen “Keloğlan / O Benim O”  oyunlarından küçük replikler oynandı. (Bu oyunların yanısıra “Akıllı Soytarı” oyununun kitabı da Mitos Boyut Yayınları arasında bulunabilir.) Ses tonu ve oyunculuk yeteneğiyle de oradakileri etkileyen Fikret Terzi’nin disiplinli şekilde programladığı gibi gelişen söyleşili atölye çalışması, nareke-tef çalan miniklerden, doğaçlamayla yaratıcılıklarını gösterenlere kadar tüm çocuklar için unutulmazdı. Çocuk tiyatrosunda sıkça görülen; yapaylık, gerçeklerden uzaklık, uygunsuz rol dağılımı, izleyicilerin sahneden kopması, çocuklara ergonomik olarak uygun olmayan koltuk-sahne düzeni, yanlış iletiler gibi “çocukları tiyatrodan soğutan” tüm konuların altı tek tek, oyunlarla, keyifli bilinç çalışmalarıyla çizildi. Salonun nabzını elinde tutan Fikret Terzi, herkesin aklında kalacak doğru noktaları en doğru şekliyle verdi. Oynadı, anlattı, küçük şarkılar bile söyledi. O gün oraya gelen büyük-küçük herkes, gelemeyenler için bu olağanüstü yararlı ve keyifli etkinliğin tekrarını diledi.

 

Ve çocuk dostu ustamız, yitirilmekte olan günümüz çocuğu için Küreselleşme tuzağına dikkat çekti; popülist diziler, bilgisayar, internet, video oyunları, reklam ve tüketim oyunları sarmalında kendiyle bile yabancılaşmakta olan çocuk olgusunda, çocuklarla anlaştı o atölyede.  

Etkinliğin bitimine doğru, Fikret Terzi’nin gerçekleştirmeyi düşündüğü “çocuk platformu” için çocukların e-posta adresleri toplandı. Eğer büyük- küçük siz de, böylesi güzel bir grubun içinde yer almak ve tiyatroya ilişkin doğruları-yanlışları paylaşmak isterseniz ustamız Fikret Terzi’nin fterzi@mynet.com adresine, e-posta adreslerinizi gönderebilirsiniz.

 

 

(Bence hiç durmayın, bilgisayarınızı kapatmadan önce hemen bu adrese bir e-posta atın!) 

Her zaman bizi ve geleceğimizi düşünen “doğru” çocuk tiyatrolarında ve çocuklara ilişkin tüm güzelliklerin paylaşıldığı etkinliklerde birlikte olalım.  Bize bu güzel etkinliği yaşatan ve “yaşamının en anlamlı uğraşı” saydığı tiyatro sanatına en anlamlı şekilde emek veren Fikret Terzi’nin dilediği gibi; çocuklara, çocuk dostlara, çocukların dostlarına, çocukları güldüren – çocuklara gülenlere, çocukları düşünen, çocukça düşünenlere, çocuk tiyatrosu – çocuk oyunu işte altı-üstü diyenlere,  Çocuk ve tiyatro dostluğuyla…  Gözde Gündoğan

Yazı kategorisi: Makale | 3 Yorum »

Tiyatrom.com 23 Nisan Özel sayısı kaçmaz

Yazan: croplatform Nisan 25, 2007

 

 

       

 

http://www.tiyatrom.com/

 

Yazı kategorisi: Haberler | 1 Yorum »

Anaokulu için kısa oyun

Yazan: croplatform Nisan 24, 2007

Bu kısa oyunu ilk kez 1992 senesinde adını “Küçük Kuklacılar” koyduğum oyunumda geniş geniş kaleme almıştım. Özellikle okul veya yuva korkusu yaşayan çocuklara ulaşmaya çalıştığım bir oyunumdu Küçük Kuklacılar. Ankara izdüşüm Tiyatrosu olarak onlarca yuvada-kreşte bu oyunu 7 sene boyunca sergileme şansı yakalamıştık.

 

İki kişilik oyunumuzda olaylar şöyle gelişiyordu:

 

Tüm kreş çocukları hayvanat bahçesine gitmiş, grip olan Selin okulda yanlız kalmıştır. Bu sırada okula yeni kaydolan bir çocuk evine gitmek isteğini ortalığı yıkarak duyura duyura öğretmen  (oyun sergilediğimiz okulun bir öğretmeni) tarafından odaya sokulur. Tanışma süreci sancılı da geçse sonunda arkadaş olan ikili diğerleri gelmeden birlikte bir şeyler yapmak isterler. Öğretmenin önerisiyle kukla yapmaya, geleceklere de oyun sergilemeye karar verirler.

 

Paylaşımların dostluğu, arkadaşlığı pekiştirdirdiği, kuru laf kalabalığı yerine iyi niyetle birlikteliklerin nerelere ulaşabileceği ve tabii ki okulun öneminin anlatıldığı bir oyun…

 

Yıllar sonra, başında bir işletmecinin değil de gerçek bir eğitimcinin, Muhabbet Oğuzcan‘ın olduğu Erenköy DEHA okulu için ele aldığım oyunu Anne ve Babalar çocuklarına sergilediler 23 Nisan dolayısıyla. Muhteşemdiler sahnede hepsini buradan kutluyorum.

 

İşte Küçük Kuklacılar‘dan bu yana değişen oyunun kısa tam metni:

 

Anaokulunda bir sınıf. Çocuklar uslu uslu oyunlar oynamaktadırlar. Serbest faaliyet saati. Resim yapan, araba süren, top oynayanlar… Bu sırada dışarıdan şımarıkça bir çocuk ağlama sesi duyulur.

 

Çocuklar şaşkın bakışırlar. Ses yaklaşır, öğretmen yanında okula yeni kayıt olmuş bir öğrenciyle girer. Öğrenci kendini yerden yere atmaktadır. Öğretmeni onu incitmeden zapt etmeye çalışmaktadır.

 

ÖĞRETMEN: Ceyda, dur yavaş kolun acıyacak. Yapma canım, annen kapıya kadar çıktı, hava alıp dönecek…

 

CEYDA: Yalan söylüyorsun, annem beni bıraktı gitti. Evime gitmek istiyorum ben…

 

ÖĞRETMEN: Yok çocuğum hiç yalan söyler miyim sana annen dışarıda.

 

Ceyda ağlar. Bu sırada ona bakan çocuklardan biri de ağlamaya başlar. Bu ağlama Meksika dalgası şeklinde yayılır. Öğretmen şaşkın.

 

ÖĞRETMEN: Çocuğum, yapmayın, bari siz ağlamayın, ay çıldıracağım, çocuklar…

 

Telefon çalar…

 

ÖĞRETMEN: Bir telefon eksikti. Bir yere ayrılmayın hemen geliyorum…

 

Öğretmen çıkar. Ceyda ve diğerleri bir süre daha komik ağlarlar. Sonra yorgun düşer susarlar. Bir süre bunun komiğini çıkarırlar. Öğretmen geri gelir.

 

ÖĞRETMEN: Hah, sustunuz mu çocuklar, iyi ağlamayın olur mu?

 

Ceyda başlar diğerleri onu izler, tekrar ağlarlar. Öğretmen çıldırmak üzeredir. Neyse, susarlar.

 

ÖĞRETMEN: Ceyda’cım bak bu yaptığın doğru değil. Burası senin okulun ikinci evin.

 

CEYDA: Burası benim evim değil. Ben evime gitmek istiyorum.

 

ÖĞRETMEN: Yapma Ceyda, bak burada oyuncaklar var, oynarsın onlarla.

 

CEYDA: Benim kendi oyuncaklarım var bunları ne yapayım?

 

ÖĞRETMEN: Tamam, peki buradaki çizgi filmlere ne dersin, televizyona?

 

CEYDA: Benim evde onlardan var.

 

ÖĞRETMEN: Peki ya arkadaş, arkadaşın var mı evinde?

 

CEYDA: Sokakta arkadaşlarım var benim. Orada olsam onlarla oynardım.

 

ÖĞRETMEN: Yani burada kalmak istemiyor musun?

 

CEYDA: Hayır istemiyorum.

 

ÖĞRETMEN: Madem öyle, annene gidip bunu söyleyeyim.

 

Öğretmen çıkar. Çocuklar bir süre yalnız kalırlar. Ceyda’ya bakarlar. Göz göze geldiklerinde Ceyda onlara sert bakar. Sonunda çocuklardan biri ona yaklaşır.

 

MURAT: Bak benim topum var.

 

CEYDA: E, ne olmuş, benim de evde var.

 

SİNAN: Bak benim arabam var.

 

CEYDA: İyi, içine gir de git başımdan.

 

SİNAN: Ben bunun içine giremem ki.

 

CEYDA: Onun içine giremiyorsan cebine sok o senin içine girsin.

 

MÜGE: Bak bebeğime.

 

CEYDA: Koca kafalı bir bebeğe niye bakayım ben.

 

MÜGE: Ama benim bebeğim koca kafalı değil ki.

 

CEYDA: Koca kafalı koca kafalı, senin gözlerin küçük ondan sana o kafa küçük geliyor.

 

SELİN: Bak…

 

CEYDA: Ay bu ne, bak bak bak… Bakmak istemiyorum, ben eve gitmek istiyorum.

 

SELİN: Tamam, bakma o zaman…

 

MÜGE: Ne olacak şimdi, Ceyda evine mi gidecek?

 

MURAT: Bırakalım gitsin bence.

 

SİNAN: Hiç olur mu? Bırakırsak, evine giderse okulda öğrendiklerimizi öğrenemez.

 

SELİN: Oyun da oynayamaz.

 

MURAT: Arkadaşı da olmaz çok.

 

MÜGE: Faaliyet de yapamaz.

 

MURAT: Peki ne yapacağız? Ceyda’yı bağlamayacağız herhalde?

 

SELİN: Bağlarız ama ben düğüm yapamıyorum, kaçar.

 

SİNAN: Siz bağlayın ben düğüm atayım. Ben ayakkabı bağlamasını öğrendim.

MÜGE: Saçmalamayın, Ceyda ayakkabı mı?

 

SELİN: Ceyda’nın boyu çok uzun, o bence ayakkabı değil çizme…

 

MURAT: Çizme bağlamayı bilen var mı?

 

SİNAN: Ben denerim.

 

MÜGE: Olmaz. Onu bağlayamayız. Onunla arkadaş olmalıyız.

 

MURAT: Nasıl olacak bu?

 

MÜGE: Yaklaşın, benim bir planım var!

 

Aralarında konuşurlar. Bundan sonrası doğaçla karışık eğlencedir. Ceyda’ya göstermek istedikleri oyuncakla çocuklar sırayla yaklaşırlar, çarparlar, takılırlar v.s. Ceyda onları başlangıçta çok kızgın kovalarken sona doğru eğlenmeye başlar. Eğlendiğini belli etmemeye çabalar.

 

Sonunda tüm çocuklar eğlenmeye başlayınca Ceyda onları kovalar. Güle oynaya koştururken Sinan takılarak düşer. Diğerleri de onun üzerine düşerler ve yerde kahkahalar atarlar. Bu sırada öğretmen girer.

 

ÖĞRETMEN: Evet, Ceyda ben… Aaaa neler oluyor burada, kavga mı ediyorsunuz?

 

Çocuklar suskun Ceyda’ya bakarlar.

 

CEYDA: Hayır öğretmenim, oynuyorduk.

 

ÖĞRETMEN: Aaa, Ceyda bana ilk defa öğretmenim dedi. Demek oynuyordunuz.

 

CEYDA: Evet….

 

ÖĞRETMEN: Güzel. Ama oyun buraya kadarmış, annen bekliyor. Seni eve götürecek.

 

Sessizlik olur. Ceyda ikileme düşer. Kapıya doğru gider, geri döner, bir türlü kapıdan çıkamaz.

 

CEYDA: Şey, çantamı unuttum. Aa, kalemim kalmış. Dışarıda hava soğuk galiba….!

 

Sonunda Ceyda öğretmenin elini tutar ve kapıya doğru giderler. Çocuklar merakla olacakları izlemektedirler.

 

SİNAN: Ne dersiniz, gidecek mi?

 

MÜGE: Boşuna uğraştık, arkadaş olamadık.

 

MURAT: Buraya kadarmış, ne yapalım!

 

SELİN: Bir arkadaşımızı kaybediyoruz, çok duygulandım, şimdi ağlayacağım.

 

Selin ağlamaya başlayınca diğerleri de daha önceki gibi ona katılırlar. Ceyda da kapıdan katılır, çıkamaz. Öğretmen şaşkın.

 

ÖĞRETMEN: Çocuklar ne oldu, neden ağlıyorsunuz, Ceyda sen neden ağlıyorsun?

 

CEYDA: Arkadaşlarım ağlıyor da ondan ağlıyorum öğretmenim.

 

ÖĞRETMEN: Takma kafana, az sonra evine gideceksin, orada seni ağlatacak bir şey olmaz.

 

CEYDA: Ama beni arkadaşlarım az önce çok güldürdü. Eğer eve gidersem ağlatacak arkadaşım olmayacağı gibi güldürecek arkadaşım da olmayacak.

 

ÖĞRETMEN: Yani bu durumda?

 

CEYDA: Ben karar verdim burada kalıyorum.

 

ÖĞRETMEN: Annene söyleyeyim o zaman. Bugün derslere giriyorsun, yarın da seni getirmesine gerek olmaz.

 

CEYDA: Hayır, ben bugün gitmiyorum, yarın da arkadaşlarıma ve okula geri geleceğim. Tamam mı?

 

ÇOCUKLAR: Tamam.

 

CEYDA: Çantamı bırakayım. Eşyalarımı bırakayım. Tamam. Arkadaşlar, öğretmenimiz gelmeden önce nerede kalmıştık?

 

MÜGE: Sen bizi kovalayıp üstümüze düşmüştün.

 

CEYDA: İyi, o zaman kaldığımız yerden devam edelim.

 

Kısa bir sessizliğin ardından Ceyda arkada çocuklar önde koşuşturma başlar.

 

ÖĞRETMEN: (DIŞARI SESLENİR) Ceyda’nın annesi, Ceyda burada kalmaya karar verdi. Yarın da yarından sonra da, her gün okula gelecekmiş. İsterseniz siz gidin, biz arkadaşları ve öğretmenleri Ceyda’ya çok iyi bakarız.

 

Sınıfa döner.

 

ÖĞRETMEN: Çocuklar yavaş, koşmayın, iyi tamam koşun ama bugünlük, öyle her gün güreş olmaz sınıfta. Siz neden bana bakıyorsunuz? Olmaz, hayır, imdaaaattt, öpmeyin beniii, imdaaatttt…

 

Çocuklar öğretmene saldırırlar, öperler, müzik. 

 

 

 

 

 

 

Yazı kategorisi: Tiyatro metinleri | 16 Yorum »

“Elim Sende” Festival duyurusu

Yazan: croplatform Nisan 21, 2007

    23 Nisan Çocuk Şenliği “Elim Sende” 

Ümraniye Sahnesi’nde, Lila Düşler Tiyatrosu’nun Eyvah Dedem Çıldırdı adlı oyunu 19 Nisan Perşembe günü saat 15.00’te, Gool! Adlı oyunu ise 20 Nisan Cuma günü saat 15.00’te…

http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aktv_id=12849&aa_id=9

Yazı kategorisi: Lila Düşler Basında | » yorum bırak;

Beşiktaş’ta Çocuk Tiyatrosu Etkinlikleri

Yazan: croplatform Nisan 21, 2007

Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından 18-27 mayıs tarihleri arasında ÇOCUK TİYATROSU SEMPOZYUMU düzenlenmektedir.

9 günlük sempozyum süresince,paneller ve workshoplar olacaktır.

18 Mayıs saat:19.00 Açılış saat :20.00 KRİSTAL ORMANI (Ç.O)

19 mayıs çocuk tiyatroları paneli (konuşmacılar çocuk tiyatrosu oyuncuları)

20 Mayıs Tijen Savaşkan workshop

21 Mayıs FOLKER LUDWİG ile GRİPS TİYATROSU üzerine bir panel

 Grips Kinder Theater

22 Mayıs FOLKER LUDWİG workshop

24 Mayıs Çoget Derneği ile panel ve workshop

25 Mayıs çocuk tiyatroları paneli (Konuşmacılar ÇOCUK TİYATROSU YAZARLARI)

26 Mayıs Tamer Levent Yaratıcı Drama workshop

27 Mayıs Haluk Yüce Workshop

 Haluk Yüce

YER:AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ MELİH CEVDET ANDAY SAHNESİ

SİZLERİDE ARAMIZDA GÖRMEKTEN MUTLULUK DUYARIZ..

kultursanat@besiktas.bel.tr

Yazı kategorisi: duyurular | » yorum bırak;